Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan, Almanya’yı örnek göstererek emeklilik sistemini savunmaya yöneliyor. Ancak göz ardı ettiği çıplak gerçek şu: Almanya’da emekli aylığı, yalnızca geçim kaynağı değil; insanca bir yaşam standardının güvencesidir. Bizde ise milyonlarca emekli, torununa harçlık veremiyor; pazarda bir kilo meyveyi bile hesapla almak zorunda kalıyor.
“40 yıl çalışıyorlar” diyor Sayın Bakan. Evet, çalışıyorlar ama orada emek karşılığını buluyor. Bizde ise aynı emeğin ödülü, açlık sınırının bile altında kalmış bir maaş. Sosyal devleti sürekli dillerine dolayanlar, yurttaşına sosyal devletin en temel gereği olan onurlu bir yaşamı çok görüyor.
Üstelik kademeli emeklilik adı altında ortaya çıkan trajikomik tabloyu da görmezden geliyorlar. Bir gün farkla 17 yıl beklemek zorunda bırakılan yurttaşlarımız, bu sistemin ne kadar adaletsiz ve ne kadar çarpık işlediğinin en somut göstergesi. Bu yalnızca emeklilik meselesi değil; toplumsal vicdanın ve adalet duygusunun da zedelenmesidir.
Sayın Işıkhan, siz Almanya ve İngiltere örneğini verirken önemli bir ayrıntıyı atlıyorsunuz: O ülkelerde tasarruf, yurttaşın sofrasından değil; devletin şatafatından başlar. Sarayların ihtişamından değil, kamusal kaynakların adil yönetiminden söz edilir. Makam araçlarının konvoyundan, israf kültüründen, bitmeyen “gösteriş yatırımlarından” kısılır. Bizde ise yük, her zamanki gibi en kırılgan kesimlerin sırtına bindirilir.
Ekonominin çarkları, emeklinin, işçinin, asgari ücretlinin sırtında dönüyorsa; tasarruf adı altında onların lokmasından kesmek yalnızca bütçeyi değil, toplumsal barışı da zedeler. Çünkü emeklinin nefesini daraltan bir düzen, uzun vadede ülkenin geleceğini de ipotek altına alır.
Tarih bize şunu öğretir: Devletler, yoksullarını korudukça yücelir; en zayıflarını unuttukça çürür. Bugün alınan bu kararlar, yarın yalnızca birer ekonomik tercih olarak değil, büyük bir sosyal adalet krizinin dönüm noktası olarak kayda geçecektir.
Unutmayın: Bir devlet, en çok kimin yükünü hafiflettiğiyle değil; kimin yükünü ağırlaştırdığıyla hatırlanır. Eğer bugün tasarruf adı altında emeklinin nefesi kesiliyorsa, yarın bu iktidarın adı, halkın vicdanında “adaletsizlik” kelimesiyle birlikte anılacaktır.


