Bu şehir fiilen 3 milyona yakın bir nüfusu taşıyor.
Geçici, kalıcı, kayıtlı, kayıtsız…
Adı ne olursa olsun, Gaziantep’te yaşayan herkesin yolu, suyu, çöpü, ulaşımı, güvenliği, parkı, hastanesi var. Nüfus artınca ihtiyaç da artıyor. Bu matematik değişmiyor.
Ama değişmeyen başka bir şey daha var:
Gaziantep’e verilen destek hâlâ 2 milyonluk şehir hesabıyla yapılıyor.
Peki soralım:
2 milyonluk bir bütçeyle, 3 milyonluk bir şehri nasıl yöneteceksiniz?
Belediyeler bu rakamlarla ne yapabilir?
Hangi yolu asfaltlayabilir, hangi mahalleye park yapabilir, hangi altyapı sorununu çözebilir?
Bir yanda artan nüfus,
diğer yanda büyüyen trafik,
yetmeyen otoparklar,
zorlanan altyapı,
dolup taşan toplu taşıma,
artan sosyal yardım talepleri…
Ama bütçe aynı, destek aynı, hesaplama aynı.
Gaziantep bugün Türkiye’nin sanayi, üretim, ihracat ve istihdam yükünü omuzlayan şehirlerinden biri. Üretiyor, çalışıyor, katma değer sağlıyor.
Ama konu paylaşmaya gelince, tablo değişiyor.
Belediyeler sihirbaz değil.
Eldeki imkânla, olmayanı var edemezsiniz.
2 milyonluk kaynağı, 3 milyon kişiye bölmeye kalktığınızda ortaya çıkan şey hizmet değil, mecburi yetersizlik oluyor.
Bugün Gaziantep’te vatandaş belediyeye kızıyor.
Ama sormak lazım:
Belediyeler mi yetersiz, yoksa sistem mi gerçeği görmek istemiyor?
Bu şehir daha fazlasını hak ediyor.
Nüfusu kadar bütçe, yükü kadar destek istiyor.


