Hazine ve Maliye Bakanlığı geçtiğimiz gün bütçe uygulama sonuçlarına ilişkin yaptığı açıklamada, ocak ayında gerçekleşen yüksek faiz ödemelerine dikkat çekti. Rakam çarpıcı: Faiz giderleri, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 180 artarak 456,4 milyar TL’ye ulaştı ve aylık bazda rekor kırdı.
Açıklamaya göre bu ödemenin yüzde 53’ü, 10 yıl önce ihraç edilen TÜFE’ye endeksli devlet iç borçlanma senetlerinin vadesinde oluşan enflasyon farkından kaynaklandı. Yani geçmiş yılların enflasyon yükü bugün Hazine tarafından tahvil sahiplerine ödendi.
Peki aynı geçmiş enflasyonun yükünü omuzlayan esnafın hesabını kim kapatacak?
Sayın Mehmet Şimşek, vergi ve SGK borçlarına yönelik yeni bir yapılandırmaya sıcak bakmadığını her fırsatta dile getiriyor. Elbette mali disiplin önemli. Elbette bütçe dengesi korunmalı. Ancak sahadaki tablo, masa başındaki hesaplardan çok daha ağır.
Bugün esnaf; artan kira bedelleri, yükselen elektrik ve doğal gaz faturaları, personel maliyetleri ve hammadde fiyatları altında eziliyor. Vatandaşın alım gücü düştükçe satışlar geriliyor. Ciro azalıyor ama giderler yerinde durmuyor.
Kazanç düşerken vergi ve prim borçları birikiyor. Faiz işliyor. Öyle ki birçok işletmede faiz, ana parayı aşmış durumda.
Kimle konuşsak aynı cümleyi kuruyor:
“Af istemiyoruz, borcumuzu ödeyebileceğimiz şartlar istiyoruz.”
Gerçekten de talep edilen bir silme operasyonu değil; sürdürülebilir bir ödeme planı. Çünkü bugün piyasada nakit akışı ciddi şekilde daralmış durumda. Banka hesaplarına bloke konulan, ticari hesaplarına haciz gelen, hatta POS cihazına el konulan esnaflar var. Hesabı kilitlenen esnaf yeni mal alamıyor, mal alamayan satış yapamıyor, satış yapamayan ise kepenk kapatıyor.
Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu (TESK) verileri de tabloyu net biçimde ortaya koyuyor. 2025 yılında kapanan esnaf işyeri sayısı 120 bin 423. Son beş yılda kepenk indiren işletme sayısı ise 606 bin 845. Aynı dönemde kurulan işyeri sayısı 323 bin 480.
Yani açılan birçok işletme aynı yıl içinde tutunamıyor.
Evet, her yapılandırma vergi uyumunu tartışmalı hale getirir. Vergisini düzenli ödeyenle ödemeyeni aynı zemine getirir. Bu doğru. Ancak ekonominin sürdürülebilirliği de en az mali disiplin kadar önemlidir.
Esnaf ayakta kalamazsa üretim zinciri kopar.
Üretim zinciri koparsa istihdam zarar görür.
İstihdam daralırsa bütçe gelirleri zaten düşer.
Geçmiş enflasyon farkı tahvil sahiplerine ödenirken, bugünün enflasyon yükü altında ezilen esnafa da nefes aldıracak bir formül bulunmalı. Aksi halde faiz ödemeleri bütçede rekor kırarken, kepenk kapatma rekorları da sokaklarda kırılmaya devam edecek.