Gaziantep’te futbol sadece bir spor değil, aynı zamanda bir şehrin ortak duygusudur. Ancak son günlerde Gaziantep Futbol Kulübü (GFK) etrafında konuşulanlar, bu duygunun yerini ciddi soru işaretlerine bırakmış durumda.
İddialar net: İki üst düzey yönetici, alacaklarına karşılık arsa talep etti… ve bu talepler karşılıksız kalmadı. Arsalar verildi. Şimdi herkesin sorması gereken soru şu: Bu bir yöneticilik mi, yoksa farklı bir ticari ilişkinin adı mı?
Futbol kulüplerinde yöneticilik; fedakârlık, sorumluluk ve çoğu zaman karşılıksız emek gerektirir. Hele ki Anadolu kulüplerinde… Kimse yöneticilik koltuğuna oturduğunda “ben buradan ne kazanırım” hesabı yapmamalı. Yapıyorsa da bu, işin ruhuna aykırıdır.
Eğer bir yönetici kulübe verdiği paranın karşılığında arsa alıyorsa, burada ciddi bir etik tartışma başlar. Çünkü bu durumda kulüp, bir spor organizasyonu olmaktan çıkar, adeta bir ticaret şirketine dönüşür. O zaman sormak kaçınılmaz olur:
Para verip arsa alacaksanız, neden yönetici oluyorsunuz?
Bu şehir, yıllarca yokluk içinde takımına sahip çıktı. Taraftar cebindeki son parayla deplasmana gitti, esnaf formasını alıp destek verdi. Şimdi aynı şehir, yöneticilerin “alacak-verecek” hesabına sıkışmış bir kulüp görmek istemiyor.
Burada mesele sadece iki arsa değil. Mesele güven. Mesele şeffaflık. Mesele, bu kulübün gerçekten kimler tarafından ve hangi niyetle yönetildiği.
Gaziantep FK’nın marka değerini korumak, sahadaki başarı kadar masa başındaki duruşla da ilgilidir. Eğer bu tür iddialar doğruysa, kamuoyuna açık ve net bir açıklama yapılmalı. Eğer değilse, yine aynı şekilde şeffaflıkla bu söylentiler ortadan kaldırılmalı.
Çünkü bu şehir, yöneticisinden kazanç değil, adanmışlık bekler.
Ve unutulmamalı:
Bir kulüp arsalarla değil, güvenle ayakta kalır.


