Bir araç muayene istasyonuna girip sağ salim çıkamamak…Bu cümle bile başlı başına utanç verici.
Polis memuru Melih Okan Keskin’in yaşadıkları, basit bir tartışma ya da anlık öfke patlamasıyla açıklanamaz. Burada karşımızda duran tablo; yönetilemeyen bir alan, kontrolsüz bir kalabalık ve sorumluluk almayan bir kurumdur.
TÜVTÜRK, milyonlarca vatandaşın zorunlu olarak kapısından girdiği bir yapıdır.İnsanlar oraya isteyerek değil, mecburen gider.Bu yüzden orada yaşanan her olay, “kişisel mesele” diye geçiştirilemez.
Bir vatandaş, park lambasıyla ilgili bir itirazda bulunduğu için alaycı bir tavırla karşılanıyorsa…“Yetkili kim?” diye sorduğunda net bir muhatap bulamıyorsa…Kamera varken “bizi ilgilendirmez” denilebiliyorsa…Ve en önemlisi, 20-30 kişinin bir araya gelip bir insanı darbetmesine ortam oluşuyorsa,orada sorun bireylerde değil, sistemdedir.
Sorulması gereken sorular nettir:
– Bu kadar kalabalık nasıl kontrolsüz kaldı?– Güvenlik nerede?– O an orada krizi yönetecek tek bir yetkili neden yoktu?– Personel neden gerilimi düşürmek yerine körükledi?
TÜVTÜRK, bu sorulara tatmin edici cevaplar veremiyorsa;bu yapı ya baştan aşağı yeniden düzenlenmeliya da yönetimi değişmelidir.
Çünkü bugün Melih Okan Keskin’in yaşadıkları konuşuluyor.Yarın bu tablo herhangi bir vatandaşın başına gelebilir.
Bu mesele siyasi değildir.Bu mesele ideolojik hiç değildir.Bu mesele tamamen insan hayatı ve kurumsal sorumluluk meselesidir.
Sözü şimdi, eşini kaybeden Emel Keskin’e bırakalım.Bu sözler yorum istemiyor; sadece vicdan istiyor.
Emel Keskin’in anlatımı:
“Aracın park lambasının yanmadığını söylüyorlar.
Eşim dışarı çıkıp arabayı çalıştırıyor, park lambasının yandığını görüyor ve tekrar içeri geliyor.
‘Park lambam yanıyor’ diyor.
İçerideki görevli şahıslar ‘Artık geçti, burada kamera kaydı vardı ama şu an yapacak bir şey yok. Dışarıdaki kamera bizi ilgilendirmez’ diyerek eşimi gönderiyorlar.
Alay eder gibi ‘Geçmiş olsun, yarın tekrar gelirsiniz’ diyorlar.
Eşim ‘Yetkili kimse yok mu?’ diye sorunca, ‘Burada bir bayan mühendisi var, onunla görüşebilirsin’ diyorlar.
Eşim onunla konuşurken bir ağız dalaşı oluyor ve ardından 20-30 kişi toplanıp eşimi darbetmeye başlıyor.
Diğer vatandaşlar kurtarmaya çalıştıkça daha fazla darbedildiğini söylüyor.
Sonra eşim darp raporu almak için 112’yi arıyor. Bu sırada biri eşimin üstüne araba sürüyor. Kamera kayıtlarında ayağının ezildiği görülüyor.
Doktorlar beyninde 7 milimlik kayma ve kanama olduğunu söylediler. Açık ameliyat olacağını, zor bir ameliyat olduğunu anlattılar.
Eşim ameliyata girerken elimden tutup ‘Seni seviyorum, kendine iyi bak, çocuklarıma iyi bak’ dedi.
Elimi öpe öpe ameliyata girdi.”